17 Kasım 2011 Perşembe

http://dunyayalansoyluyor.tumblr.com/

15 Ocak 2011 Cumartesi

Mavi bizimdir!


Sen o ayak seslerini duymuyorsun, biliyorum!
Perdelerin sımsıkı kapalı, sen güvendeysen sorun yok.
Ah bu bencilliğin başımıza ne işler açtı, hala bir çocuğun boş gözleriyle bakıyorsun dünyaya.
Her şeyi biliyormuş gibi gezip hindi gibi kabarıyorsun ya, sinir katsayım tavan yapıyor.
Ve ne yazık ki, sana benzeyen yüzbinlerce insanımız var.
Tüm bu sefaletin arasında hala mutlu çocuğu oynuyorsun. Pollyanna yaşasaydı tahtını sana devrederdi.
Sen geldiğinde her yer maviydi, mavi özgürlüğün rengiydi çünkü, ilk onu aldın bizden. Her şeyi griye çevirmeyi başardın. Sana söz veriyorum kırık burunlu pinokyo! Çocuklarımız maviye hasret büyümeyecek.
Özgürlüğümüzü geri alacağız. Şimdi sen gül, son gülen biz olacağız.

9 Ocak 2011 Pazar

Bir şehir güncesi.


Gökyüzü o kadar güzeldi ki bir makas alıverdim kendisinden.

Yine incisini asmıştı boynuna.

İnsanlara baktım sonra, kimsenin kimseden haberi yoktu

Kümeler halinde bir yerden bir yere taşınıyorlardı.

Sinir krizi geçirenlerde vardı aramızda, gülme krizine tutulanda.

Samimiyetsizdiler, uzaktılar.

Duraklarda hiç gelmeyecek otobüsü bekleyenlere nispet yaparcasına ufak bir el işaretiyle

sarı otomobilleri emirlerine amede yapanlar vardı.

Akıp geçen sadece zamandı

Akıcı olmayan tek şey ise trafik.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Bu sirkten kaçış yok mu?

Düşüncelerimiz arasındaki uçurum giderek açılıyor beyler, bayanlar! Fırdöndü koysam isminizi, pek bir yakışır bence.Asgari bir ciddiyet ve tutarlılık istiyorum sizden, fazlasında gözüm yok. Suskunluğum sizden çekindiğimden değil, sayenizde canlı bir tiyatro izlememe sebebiyet vermenizdendir. Bilet parası da yok, oyun beleş. Başka ne isterim?



Sözlerden dönmeler, kapı arkalarında yapılan kulisler, yalan söylemeyi adet edinen kirli ağızlar, sağ gösterip sol vurmalar, hep bir tutarsızlık, hep bir kararsızlık! Aramızda bir ateşkes olacağını sanmıyorum, siz ağzınızdan kurşunlar saçarken. Çelik yelek giymemin sebebi budur.



Geçici vaadleriniz beynimde kalıcı hasarlara yol açıyor, bilesiniz! Kültürel mirasımızın yitik kahramanı! Pelerinini evde unutmuşsun. Ben ki seni uyanıkken bile horluyor sanırdım, meğerse ses tonun böyleymiş, kaptan mağara adamım benim.



Öyle sigara kokuyorsun ki, günde üç öğün kültablandaki izmaritleri kendine besin maddesi yaptığını düşünüyorum. Ve galiba haklıyım.Beni kendine yakın bulduğunu söylüyorsun da arkadaşlığımızın samimiyet derecesi neden sıfırın altında?Bizim ilişkimiz formaliteden, bizim ilişkimiz gayriciddi.



Bu bir eleştiri yazısı değildir, gerçekleri kamuoyu ile paylaştığım bir bildiridir ve bilesiniz ki devamı gelecektir.

Beni özleyin anacığım!

12 Aralık 2010 Pazar

Biri vandalizm mi dedi?


Bu hafta kurulan her cümlenin "öznesiydi" öğrenciler. Kimin vandalllık ettiğini, karbondioksitle beslendiğini sayelerinde öğrenmiş olduk.

11 Aralık 2010 Cumartesi

Hayalet çocuklar


Küçük bir kız görüyorum,

Bütün korkularını giyinmiş,

Kaldırımda kalmış gölgesi,

Vurunca yüzüne güneş,

Herkesten çok sevinmiş.

Gece üstüne çökünce şehrin,

Oyuncaktan kentler hayal etmiş.

Küçücük elleriyle bulutlar toplamış gökyüzünden,

Kimse güneşten mahrum kalmasın diye.

5 Aralık 2010 Pazar



Ara Güler-Uludağ/Bursa 1954

Dolaptaki kışlık giysilerinin arasından istediğini seçme hakkın varken, onun seçme hakkı yok, hatta adı bile yok.