Öznel ve nesnel koşullar içerisinde salt bilgiye ulaşabilmek için ne yapmak gerekir?
Empirist görüşe göre insan bilgisinin tek kaynağı deneyim yada duyumdur.
Rasyonalist görüşe göre ,bilginin kaynağı akıldır.
Pozitivist görüşe göre,bilgiye bilim aracılığı ile ulaşabileceğini savunur.
İlkçağlardan beri bilgiyi arayan ona ulaşmayan çalışan yüzlerce filozof ve savundukları görüşlere paralel ortaya çıkan yüzlerce felsefi akım.
Sürekli sorgulayan,cevaplar arayan doğumdan ölüme kadar septisist bir dünya görüşü içinde olan filozoflar,21.yüzyılda yaşadığımız bu dünya düzenini görseler acaba ne yaparlardı?
Ekonomik,sosyal ve kültürel alanda dibe vurmuş dünya toplumları kurtuluş olarak diğer ülkelerin kendilerine yazdığı reçeteleri harfi harfine uyup,geçmişlerini değil belki ama geleceklerini kurtarmayı beklerken, içinde yaşadığımız tarihsel süreç hiç olmadığı kadar aleyhimize işliyor.
İnsanoğlu tarafından yaratılan endüstri toplumu,insanların yarattıkları düzenin köleleri haline getirmiş,toplum bir yandan kentlileşirken diğer tarafından fakirleşmiş,küçük işletmeler yerini fabrikalara bırakmış,geçim ekonomisi ortadan kalkmış yerine üretim ticarileşmiştir.
İnsanlar toplumsal sorumluluklarından kendi payına düşeni canlarıyla ödemişlerdir
Birincil politik değer,insanın insanı sömürmesi olmuştur.
Savunulan ideolojiler bir bıçak kadar keskinleşmiş insanların arasına derin bir çukur açmış.
İlkçağdan 20.yüzyıla kadar bilgi değer görürken , içinde bulunduğumuz çağda bilginin tanımını bile yapamıyoruz.
Ellerinde ezoterik bir metinle kendini kral ilan edip perdenin arkasından yüzünü hiç göstermeyen kişiler kim?
Dünyayı kim yönetiyor?
felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19 Kasım 2009 Perşembe
11 Kasım 2009 Çarşamba
Herşeyin başı mantık..
Hemfikir olmadığımız konularda 'eleştiri' yapmak,nesnel bir üçüncü göz gerektirir.Eleştiri,diyalektik çerçeve içerisinde yapılır.Hiçbir temel dayanağı olmadan yapılan eleştiriler,hem söyleneni hem söyleteni tatmin etmez.Kaldı ki bu bir takım çevrelerde eleştiri sadece kendi gibi düşünmeyen insanlar için tek bir araç olarak kullanılıyor.Nefretin dışavurumu olarak.Düşüncenizi karşı tarafa ilettiğiniz andan itibaren geriye dönüşünüz yoktur.
Sorunun en tepe noktasına ulaşıp varolan sorunu çözümlemek için,bizden önce düşünce merdivenlerini çıkmış kişilerin üstüne basıp merdivenleri yıkmak yerine,bir düşünce merdiveni de biz eklemeliyiz.
Elinizdeki kalemle,önünüzde yükselen 'içi doldurulmamış eleştiriler dağını' delmek isteyen herkes,mantığıyla hareket etmelidir.Düşünceleriniz mantıkla yoğurmadığınız zaman bir adım ileri atmak yerine,olduğunuz yerde hareket dahi edemezsiniz.
Her gördüğünüze inanır,her söyleneni ciddiye alırsanız,mantığınıza nüfuz eden zararlı düşüncelerden kurtulamazsınız.Sığ görüşlerin hepsi,bu tür insanların ürünüdür.Sözlere kılıçla karşılık vermeye çalışanlar elbette olacaktır.Onlara,onlar gibi karşılık verecekseniz yolunuz açık olsun..Diğer yolu seçecekseniz mantığınızın peşinden gidin,onu arayın,bulun.
Tümdengelim,tümdenvarım,analoji..
Hangi yolu denerseniz deneyin,denemekten vazgeçmeyin.
Vazgeçtiğiniz an itibariyle,benzemekten korktuğumuz insanlara dönüşmek için gerisayım başlamış demektir.
20 Ekim 2009 Salı
Ama hangi tercihler?

Onlar konuşurken ben dinledim, söyledikleri her kelime aklımda.
Gözlerindeki nefreti,yumruklarındaki öfkeyi gördüm.
Seçtikleri üslup,gittikleri yolla doğru orantılıydı.
Başkalarına benzemeye çalışmaları, pek manasız gözüktü gözüme.
Zira onlar kahramandı, uçuyorlardı gökyüzünde.
Bulutların arasına çizdiğim gökkuşağını kendi fikirleri gibi griye boyamışlardı
Siperler yapmışlardı kağıttan, kendi nefesleriyle bile yerle bir olan.
Şimdi çok net değil yüzleri, hatırlamıyorum.
Böyleyimdir ben, zamanla silerim hafızamdan hatırlamak istemediğim yüzleri.
Söyledikleri anlamsız kelimelerin tortusu kalır ruhumda.
Çirkin cümlelerin sahipleri,konu ahlak olunca parmaklarını sallar oldu yüzüme.
Gazeteyi tersten okuyup,sanatın sadece sanat olarak yazıldığını bilenler,en yüksek ego merdivenine çıkıp tepeden bakıyorlar.
Socrates "Kendini bil" demiş, biz ise kendimizden başka her kişiyi çözmeye çalıştıkça, kördüğüm oluverdik.
Cilaladığımız hayallerimiz, zamanla matlaştı.
Hayatlarımızın bir sonu var ama bizim isteklerimiz sonsuza uzanıyor.
Kendi ellerimizle yarattığımız "medeniyeti" kendi bombalarımızla yok ediyoruz.
Sınırsız bir 'düşünce denizinde' sınırlı bir hızda yol alıyoruz.
Mennunuz halimizden uzaktan bakıldıkça.
Seçimlerimiz belirliyor düşüncelerimizi.
Her seçimimiz, diğer seçimlerden vazgeçmiş olduğumuz anlamına geliyor.
Seçimlerimiz alışkanlığa dönüşüyor.
Biz alışkanlıklarımızı alıyoruz yanımıza yeni bir yol seçince kendimize.
Alışkanlık,ruhun uyumasıdır.
Öyle bir uykudur ki bu, alışık olmadığınız hiçbir sese uyanmazsınız.
Uyanmak için,vazgeçmeniz gerekir sizi birilerine mahkum eden düşüncelerden.
Alışkanlık, kendimizi aldatmanın en kestirme yollarında biridir.
Onun dışında herşey yabancı gelir bize.
Yapay gündemlerin bozuk cümleleri arasında telaffuz ediliyor ismimiz.
Ve biz bunu farkında bile değiliz.
Evrendeki hiçbir şey yetmiyor bize,karadelik gibi herşeyi yok ediyoruz içimizde.
30 Eylül 2009 Çarşamba
Düşünmek
"Düşünmek",içi boşaltılan bir eylem oldu son zamanlarda.
Bakıyoruz ama görmüyoruz,okuyoruz ama anlamıyoruz..
Çağımızın en önemli hastalığı, ne H5N1 virüsü, ne de H1N1 virüsüdür.
Düşünememektir enine boyuna hayatı,insanları,kendimizi
Ne yaptığımızı,ne yapacağımızı.
Tesadüfen gördüğünüz bir fotoğraf,duyduğunuz bir müzik,okuduğunuz bir kaç satır, hayatınızda farklılıklar yaratır.
Ne tuhaf değil mi?
Geçmişten günümüze milyarlarca insan yaşamış.
Biz sadece bazılarının ismini biliyoruz.
Düşünenleri,düşünmeyi sevenleri,düşüncelerinden birşeyler üretenleri.
Öyle zamanlar olur ki,yaşayanların ismi hiç anılmazken yüzyıllar öncesinde ölenlerin ismi rahmetle anılır.
Geriye bıraktıkları kalplerde yaşar.
Algıladığımız herşey belli bir zamandan sonra değerini yitiriyor.
İlk heyecan yerini alışkanlığa bırakıyor.
Duyguları,insanları,düşünc
Soru sormaktan çekindiğimiz için, kendimiz cevap vermeye çalışıyoruz bildiğini sandığımız her konuya.
Felsefe,araştırmaktır ve eleştirmektir bir yerde.
Merak etmeyen,sorgulamayan kişi için hayat herşeyi kabul ediştir.
Düşünmeden herşeyi kabul eden insan,üç boyutlu dünyaya tek boyutlu bakmakla yetinir.
Refleksif bir düşünme yöntemini benimsemiş insanlar, soru sormaktan çekinmez,öznel hayata nesnel bir pencereden bakar.
Yukarıda tarif edilen insan modelinden hangisi olmak daha kolay ?
Seçim senin.
Ya herşeyi kendine saklayan,karanlıkta saklanan olacaksın.
Yada herşeyi düşünen,sorgulayan,anlatan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)