30 Ekim 2009 Cuma
Hoşgeldin yağmur
Biz farkında değiliz güzelliğini senin
Kulaklarımız yabancısı sesinin
Kaos günlerinde çıkageldin
Rüzgarın sakinlik getirdi bize
Bazı perdeler kapalı şimdi
Onlar ki korkar yağmurdan
Akar üstlerindeki yalancı renkleri
Seni avuçlarımda biriktirmek isterdim
Ama tutamıyorum seni zaman gibi
Ne zaman gideceksin bilmiyorum
Kaç zaman bizi hasret bırakcaksın kendine?
Kaç sonbahar geçecek üstümüzden?
30 Eylül 2009 Çarşamba
Maviyle yıkarken gözlerimi..
Maviye boyadım sabahlarımı
Uçsuz bucaksız bir dünyaya uyandım
Sormadım nedenini yaşadıklarımın
Kabullendim
Vazgeçtim alışkanlıklarımdan
Aynalarda kendime bile bakmadım
Hayal ettim yüzümün kıvrımlarını
Anladım kıymetini zamanın
Boşa harcamadım hiçbir anını
Her şehrin büyüsüne kapılmadım
Beni başkalarıyla aldatıyorken
Soğuk kaldırımlarda ayak izlerimi bıraktım
Göremedim geriye dönüp baktığımda hiçbirini
Vapurların buğulu camlarına yazdığım isimlerim gibi
Hepsi yok oldular
Belkide hiç yoktular
Nadasa çekilen hayatlar

Aç gözlerini artık...
Bakıyorsun evet ama görmüyorsun ki
Karanlıktan aydınlığa varman için
Bir cevap yeterdi sana
Soru soracak cesaretin yok senin
Bundandır işte hep bahane üretmelerin
Ellerim temiz diye gezinme ortalıklarda
Tırnaklarının arasındaki pislikler duruyor hala
Mücadele ver artık...
Kazanmak için uğraş yok edilen değerleri
Nedenin yok başkalarına yalvarman için
Bir vicdan yeterdi sana
Bağırmak için uğraşma başka seslere karıştı sesin
Ve midemi bulandırıyor o iğrenç nefesin
Doğruluk aranmaz kambur duran insanlarda
Söylediğin çirkin sözler hala kulaklarımda
Ufkunu genişlet artık...
Griye tercih etme gökyüzünün ebruli rengini
Bir sebep söyle bana yerinde sayman için
Bir hayalgücü yeterdi sana
Düşünmek olsun hayattaki en zor eylemin
Yenileneceksin, derinlerine daldıkça düşünce denizinin
Hayat pusulan başka ellerdeyken özgürlükten anlatma bana
Kalbinin sesine kulak ver nefretten çürümemişse hala